Emotion Violet Deodorant Spray…


Daha önceki yazımda Emotion ile geç tanışma öykümü ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmıştım. 
Ve orada da Emotion Deodorantlarını kullanmaya devam edeceğimi sizlerle paylaşmıştım.
Bu arada daha önceki yazıma ulaşmak için tık tık

İşte sıradaki Emotion Deodorantı Violet oldu.
Kokusunu ben çok sevdim, çiçeksi ferah bir kokusu var.
Kokusu çok kalıcı değil maalesef, o sebeple gün için de yenilemek zorunda kaldım.
Ama kokuyu çok sevdiğimden çantamdan hiç çıkarmadım kutuyu. Yani, Kullandığım süre boyunca çantamın vazgeçilmezi oldu.
Yazımı bitirmeden bir konuyu da belirtmem lazım sanırsam.
Ben bu ürünü kıyafetlerime kullandım, yani ter kokusunu önlemesi amacı ile kullanmadım. O sebeple bu konuda bir yorumda bulunamıyorum. 

Ama kokuyu çok sevdim. Bahar aylarında çiçek kokusunu sevmeyeceğimde neyi seveceğim değil mi?
Severek kullandığım bu deodorantı aranızda kullanan var mı?
Peki, sizin yorumlarınız nasıl?
Benimle, daha doğrusu bizlerle paylaşır mısınız?

Sevgiler…



Elidor Kuru Şampuan ...

Elidor Kuru Şampuan ,Boyalı saçlar için olanı .
Bugünkü yazımın konusu ...
Ürün ilk çıktığında acıkça söylemek gerekirse nasıl olur , susuz temizlik mi olurmuş ? diyerek mesafeli yaklaştım ve hemen almadım .
Ancak takip ettiğim bloglarda ürün hakkında yazılanlar olumlu ve  fiyatı da uygun olunca merakıma yenilip satın aldım ( fiyat yaklaşık olarak 15 tl civarındaydı ) .

Elıdor Kuru şampuan


Ben her gün banyo yapmadan duramayan biriyim . Suyu çok seviyorum .Ama ürünü aldıktan sonra ürüne şans verme adına ve fönüm bir gün daha kalsın diyerek  kullandım. İlk önce belirtmek istediğim kokusu oldu , Kokusuna bayıldım resmen . Kullanımı da oldukça rahat . Ve hiç beklemediğim bir şekilde saçlarımı sanki o gün yıkanmış gibi temiz yapıp fönümü koruması oldu .Yani benden geçer not aldı Elidor Kuru Şampuan . Ürünü sık seyahat eden ve  banyo yapmak imkanı olmayan bayanlara özellikle tavsiye ederim .Yoksa susuz temizlik mi olur canım ?

 
Kutu üzerinde bulunan Kullanım talimatında yazanlar ise ;
1.Her kullanımdan önce kutuyu iyice çalkalayın . Saçlarınızı parça parca ayırın ve kuru şampuanı 20 – 30 cm uzaktan , yağlanmanın en yoğun olduğu saç köklerinize doğru uygulayın .
2.Saç köklerine eşit şekilde masaj yaparak yedirin ve 1 dakika bekleyin .
3.Tarayın ve saçınıza istediğiniz şekli verin .

Ayrıca Su tüketimini % 37  ,Enerji tüketimini %15 azaltır denilmekte. 

Not 1: Ben bu ürünün kullanımı için özellikle belirtmek istediğim yatalak hastalarda kullanımı , annemin geçirdiği rahatsızlıktan dolayı 3 ay gibi bir süre yatalak olarak kalmıştı .
Bu süre boyunca banyo ihtiyacını gidermek bizler için oldukça zor olmuştu . 
Bütün yatalak hastalarda zaman zaman saç temizliği için kullanılabileceği aklıma geldi , hatta keşke daha önceden böğle bir ürün olsaydı diye aklımdan geçirmedim değil .
 Bu notumu da paylaşmak istiyorum .
 Belki benim geçmişte yaşadıklarımı şu an yaşayan biri vardır ve ona yardımcı olabilirim umudu ile .

Not 2 :Bilgisayarım bu sabah huysuzluk yapıp telefonumu görmediği için fotoğrafları interneten aldım .
Bilgisayar bile bana karşı .

Sevgiler ...




Günlerden Bir Gün …

Günlerden bir gün birbirlerini uzun zamandır görmeyen iki eski arkadaş buluşmaya ve yılların özlemini gidermeye karar vermişler.
Hikâye bu ya, biri diğerinin bulunduğu semte misafir olarak gelmesine kararlaştırmışlar.
Ev sahibesi olacak olan arkadaş bundan çok ama çok mutlu olmuş.
Eski arkadaşımı ağarlıyacağım, beraber tıpkı eski günlerdeki gibi sohbet edeceğim diyerekten o  günü beklemeye başlamış.
Çünkü o sıralar çok büyük sıkıntıları varmış, konuşup, paylaşmak ve belki biraz acılarını azaltmak istiyormuş.
Gel zaman git zaman o gün gelmiş sonunda.
Ve iki eski arkadaş buluşup, birlikte yemeğe gitmişler. Ev sahibesi o zaman ki hayatını, sıkıntılarını anlattığı bir konuşma başlamış aralarında yemek sonrasındaki kahve faslında.
Biri diğerine sıkıntılarını anlatırken, diğeri bununla ilgilenmeden kendi sıktığı tatilleri, yaptığı Avrupa seyahatlerini anlatıyormuş. Yani konuşmaları aynı boyutta değilmiş.
İşte böyle bir doğrultuda giderken sohbet, misafir ev sahibinin ellerine bakarak ‘’ Tırnakların Çok Bakımsız, Manikürün Gelmiş Canım, Galiba Uzun Zamandır Yaptırmadın ‘’ demiş.
Ev sahibinin elleri manikürsüzmüş ve evet çok uzun zamandır da manikür yaptırmamış ama genel temizliğine dikkat eden bir bayanmış. Yani bakımsız ama temiz tırnakları varmış.
İşte bu yüzden bu sözü ilk duyduğunda ev sahibi, önce şaşırmış hatta ilk başta tam anlayamamış bile ne demek istediğini. Arkadaşının böyle bir şey söyleyeceğine inanmamış, ona sorunlarını anlattığı bir zamanda.
Sonrasında ise kızmış. Ona mı kendine mi kızdığını bilmeden. Ev sahibi olduğu için bir şeyde diyememek içi içini yemiş.
Misafir Avrupa Seyahatlerini anlatırken sadece dinlemiş, çünkü onun için konuşma bitmiş artık. Sırf dinliyor gözükmek için bazı sorular sormuş sadece konuşma içinde o kadar.
Ve gün bitmiş, ayrılma zamanı gelmiş.
Misafir giderken geride bir kırık kalp ve bir daha hiç görmeyeceği, hiçbir paylaşımda bulunmayacağı eski bir arkadaş bırakmış. Geride kalanların farkında olduğunu anlamadan. Ev sahibi artık kalbinden ve hayatında n çıkarmıştır gününü geçirdiği misafirini.
Ve ardından bakarken, insanların nasıl bu kadar değiştiğini anlamaya çalışıp fakat anlamayarak, yanlış kişilerimi sevip değer verdiğini yoksa sevip değer verdiklerinin mi artık aynı kişi olmayıp değiştiğini düşünüp durmuş.
Ve sonunda artık arkadaşına kızgınlık duygusunun yerine acıma hissi ile bu yaşadıklarını paylaşmak üzere blogguna yazma karar vermiş.

İmza
Manikürü gelmiş blogger .


A Plus Elegance Saç Boyası / Siyah …

 

Bugün size, gözümün önünde senelerce duran ama benim bir türlü alıp kullanmadığım bir ürünü satın alma hikâyemi ve kullandıktan sonraki deneyimimi sizlerle paylaşacağım.
Bu boyayı ben senelerce gördüm alışveriş ettiğim BİM’ de.  Ama nedense, her şeyi deneyen ben bu boyayı satın almayı aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Ta ki, o gün bir teyzenin bu boyaları aldığını görene dek, ben hemen yanına yaklaşıp bu boyalar nasıl memnun musunuz diye sordum hemen( serde bir Meraklı Melahat durumu var galiba ). Ve teyzem bana boyayı öğle bir överek anlatı ki, bende bir deneyeyim bari bu boyayı dedim.
Ve kullandıktan sonra ki ilk yorumum; ‘’ ben bu boyayı neden daha önce kullanmadımmmm!!!! ‘’ oldu.

Ben saçımı kendim boyadığım için benim için ilk önemli konu sürümdeki rahtlık ve sürerken akmaması olur. Çünkü boyayı banyodan temizleyen de benim. Ve inanın siyah boyanın temizliği ölüm. Saçı boyarken boyanın yoğunluğu oldukça iyi idi, rahatça sürdüm ve yoğun olduğu için de akma gibi bir durum olmadı. Yani boya ilk sınavını başarı ile geçti.
Saçımı yıkadıkta sonra ki yorumun ise  ön kapakta yazan ürün tanıtımına bağlı olarak  bu konuda ki görüşlerim ise şöyle;

Mükemmel Beyaz Kapatma: Evet, kesinlikle beyazları kapatmada iyi.
Uzun Süre Akmayan & Canlı Renkler; Ürünü bu kadar çok sevmeme neden olan zaten rengin ilk sürdüğüm günkü gibi kalması, akma hiç olmadı desem inanın abartmış olmam.
Doğal Yağlar ile Parlak Renkler; Saçlarımın parladığını söyledi arkadaşlar ama benim bu konuda bir fikrim yok, çok bir parlak gelemedi gözüme saçlarım.

Yani düz renge saçını boyayan herkese bu boyaları rahatlıkla tavsiye edebilirim.
Ürün fiyatı 4.95 Tl. Biliyorsunuz ben ürün fiyatlarını etkisine göre değerlendiririm, yani hiç işe yaramayan bir ürüne ben 1 Tl verdiysem o ürün benim için çok ama çok pahalıdır. Çünkü verilen parayı hak etmiyordur. Bu saç boyası için ise söyleyeceğim çok ama çok ucuz olduğu. Çünkü boyanın etkisi o kadar güzel ki fiyat olarak kedinin 2/3 katı olan ürünlerle rahatlıkla boy ölçüşebilir.

Ürün tanıtımı da yazanları da sizlerle paylaşayım değil mi? Adet olduğu üzere;

Badem Yağı ve E Vitamini ile Dolgun Saçla
E Vitaminin ve Badem Yağı’nın kökten uca besleyici etkisi ile saç dökülmelerini ve kırık oluşumunu engeller, saçlarınıza hacim kazandırır.

Argan Yağı ile Saçlarınıza Kilitlenen Nem
Argan Yağı’nın mucizesi saçlarınıza parlaklık ve ışıltısını ger kazandırır.

Marula Yağı ile Yumuşak ve İpeksi Saçlar
Marula Yağı anti oksidant özelliği ile saça sadece yumuşatmakla kalmaz, aynı zamanda saç derisini onararak canlılık kazandırır.

Palm Yağı ile Saçlarda Besleyici Bakım
Palm Yağı zamanla kurumuş saçlarınıza nemini tekrar kazandırır. İçerdiği vitaminler sayesinde saçlarınızın çabuk uzamasına yardımcı olur. Kremsi formülü ve içeriğindeki yoğun renk pigmentleri ile beyazları mükemmel kapatır.

 Yazımı bitirirken bir konuda sizi uyarmak istiyorum. BİM’in ürünü getirmesi koli olarak, yani ürünler bitince bir koli geliyor, biten renkler tek tek getirilmiyor. O sebeple, özellikle çok kullanılan renkleri bulmakta sıkıntı oluyor. Boyayı kullanıp memnun kalırsanız, bir daha ki alışınızda yedek bir tane daha alın derim. Yoksa benim gibi bölgenizde ki BİM’ leri gezersiniz benim gibi, siyah boya aşkına…

Hayatınızdaki renklerin hiç akmayacağı bir gün dileği ile, sevgiler…







Kutlamalar Başlasın; Soslu Badem İki Yaşına Giriyor Çekilişi Sonucu ...


İkinci yıllımı doldururken beni yalnız bırakmayan herkese çok ama çok teşekkür ederim.
Umarım uzun yıllar sizlerle birlikte olurum ve daha güzel hediyeleri sizlerle paylaşabilirim.
Lafı fazla uzatmadan,bu çekiliş sonucunu sizlerle paylaşayım artık değil mi?

Ve çekilişin kazananı: Gelincik Zamanları 

Kendisini çok ama çok tebrik ediyorum.
Ve iletişi bilgilerini açilen soslubadem@gmail.com’ a bekliyorum.

Sevgiler…

İnanamıyorum, Bugün İki Yaşına Bastı Soslu Badem!

doğum günü hareketli ile ilgili görsel sonucu

Nasıl oldu bilmiyorum, daha doğrusu nasıl geçti anladım ama evet bugün bloggumun ikinci senesini doldurmuş bulunuyorum. Sizlerle birlikte, baştan beri benim yanımda olan veya yolda tanışıp birlikte yürüdüğüm blogger dostlarımla birlikte…

Aşağıdaki yazıyı bloggumun ilk yaş günü için yazmıştım, şimdi ise bu yazıya baktığımda yüzümde gülümsemeler ve özlem dolu bir hislerle hatırlıyorum o günleri. Yazıyı sizlerle de tekrar paylaşmak istedim, nerelerden gelmişim diyerekten. Ve yeni başlayan arkadaşlarıma da bir örnek olması açısından.

Benim hikâyem bundan yaklaşık iki buçuk sene önce başlıyor.
İtiraf etmek gerekirse bu tarihlerden önce bırakın bir blogger olmayı blog okuyucusu bile değildim.

Nasıl oldu bu süreç nasıl başladı tam olara hatırlamasam da merak ettiğim bir saç ürünün hakkında , (ki daha sonra blog açtığımda ağırlıklı olarak saç ürünleri hakkında yazmam benim konu ile ilgili olarak ne kadar meraklı olduğumun göstergesi olsa gerek), bilgi almak için ürünün adını google yazıp arattırdığım da çıkan listede ilk sırada bir blogun olması be benim bu blogun sayfasına gitmem bu güne kadar gelen hikâyenin başlangıcı oldu
Benim blog dünyası ile tanışmam böyle başladı ve devamı da hızla geldi.
Artık bir ürün almadan önce bloglar da bakıyor, bunlarla ilgili yorumları okuyor ona göre hareket ediyordum, hatta bazen yazılara yorumda yapıyor aktif bir katılımcı olma yollunda hızla ilerliyordum.
Böylece düzenli takip ettiğim birçok blog oldu.

Madem blogger olma hikâyemi sizlerle paylaşıyorum ikinci itirafımı da yeri gelmişken bir paylaşayım;
Bu süreçte takip ettiğim bloglara özenerek belki biraz da kıskanarak bakardım.
Hatta iş yerinde ki arkadaşım olan güle ( ki benim blog hayatımdaki yeri önemlidir, okumaya devam edin lütfen. );Bak ne güzel bir blog, ne güzel yazmış, ay blog ismi ne şeker insanların aklına nerden geliyor bu isimler diye konu ile ilgili bitmez tükenmez  yorumlarla kafasını hemen hemen hergün şişiriyordum.

Bloglarda ki bu serüvenimin 2-3 ay sonrasında aramızda şu diyologlar geçmeye başladı;
 Gül, bende bir blog mu açsam?
Yapabilir miyim?
Denesem ne zararı olur ki…
Ama nasıl açılıyor?
Para vb lazım mı?
Artık yavaş yavaş bir blogger olma yolluna girmiştim…
Hadi bir itiraf daha:  bir blog nasıl açılır konusunda en ufak bir fikrim dahi yoktu. Ama blog açmaya niyetleniyordum!
Tipik bir Dilek davranışı deyip geçelim…

İşte bu süreçte burada anmam gereken biri daha var.
O dönem bizim şirkette bulunan stajyerimiz. Stajyerimiz muhasebe bölümünde olmasına karşın bilgisayar konusunda oldukça yetenekli hatta yapması gerekli olan normal muhasebe işlerinden daha ilgiliydi. Bunun da tipik Cihan davranışı olduğunu zamanla anlamıştım.

Benim Gül ile konuşmalarımızı duyunca;
Dilek Abla merak etme ben sana yardımcı olurum. Hallederiz. Öncelikle googleden bir hesap alman lazım dedi.

Artık o da bu sürecin bir parçasıydı. Ki teknik konularda bana yardımcı olmasını hiçbir zaman unutmayacağım . İş yerinde benim ona taktığım lakap Blogumun Bilgi İşlem Müdürü idi.

Ve böylece ilk blogumu açtım, dikkat ederseniz ilk blogum diyorum çünkü Soslu Badem benim ilk blogum değil, macera daha önce başka bir blog ile başlamıştı benim için.
Ama bu konudaki acemliğimden ilk blogumu açarken  acarken bir çok hatalar yapmışım. İlki ismi çok uzun ve yazımı zorlu acemibircadıolmasamdaacemibirbloggerim diye blog ismi olur mu demeyin, oldu! Hesapları yani facebbok , twitter, instegram , mail ( kendi özel mailimin üstünden bu blogu açmıştım) almamıştım.Ve bunun gibi birçok acemice hatalar yüzünden kötü bir başlangıç olmuştu benim için.Buna rağmen bu blogda birkaç yazı yayınlamıştım, hatta altı tane de takipçim bile vardı.

Yaptığım hataları anlayınca ve mevcut olan blogda bu hatalarımın da giderilemeyeceğini fark edince yeni bir blog açmaya karar verdim, hatalarımdan ders almış bir şekilde.
Yeni blogumun ismi ne olacaktı? ,işte benim en zorlandığım konu bu oldu ikinci blog denememde.
Aklıma gelen, hoşuma giden bütün isimler alınmıştı.

Ben bunu düşünürken bu yolda destekçim olan yol arkadaşım,( bu yol arkadaşlığı biraz silah zoru ile olsa da, kızın kafasının etini yedim resmen, kendisi benim blog hikâyemi yazsa çok farklı bir hikâye çıkabilir ortaya …),Gül girdi devreye. Nasıl mı?
Bunların yaşandığı zaman yaz yeni yeni başlamış ve biz iş yerinde dondurma sezonunu açmıştık.O gün neli dondurma alsak diye konuşurken , internette ünlü bir pastanenin dondurma menülerine bakıyorduk ve işte…Soslu bademli dondurma !

Gül bana imalı imalı bakmaya başladı ve blog ismin bu olsun mu? Bence çok şeker demesi ile uzun zamandır kafamı meşgul eden sorun çözülmüş oldu. Nedendir bilmem bu ismi içime çok sinmişti ve daha sonrada aldığım bu karardan dolayı hiç pişmanlık duymadım.
İşte gülün benim blog tarihimde ki önemi budur kendisi bana karşı gösterdiği sabrın ve ilginin yanında blogumun isim annesidir.

Stajyerimiz cihana, bilgi işlem müdürüme yani, ismimizi belirledik hadi maili alalım, hesapları açalım dememle soslu bademin hikâyesi resmen başlamış oldu.

Çeşitli teknik işlemlerden sonra, ilk yazımı bugün 21 Mayısta yayınlayarak blogger sahnesine tekrardan, daha bilinçli bir şekilde, ama aynı amatör heyecanla çıktım.
Bu yeni blogumda ilk üye ve ilk yorum hikâyemi de paylaşmak isterim, sizi neşelendireceğini umarak.
Bu yeni blogumun ilk üyesi benim üniversiteden arkadaşım olan Ferhan’dı, nasıl üye olduğunu anlatmasam daha iyi ama madem bu hikâyeyi tüm hatalarım ile anlatıyorum bundan da bahsetmesem olmaz. Blog açıp, yazımı yayınladığımda feroyu aradım ve blog açtım hemen üye ol yoksa seninle konuşmam dedim ve telefonu kapattım. İşte ilk üyem bu şekilde oldu.

Tabii duygu sömürüsüne devam edip Gülle ilk üyem olmadın, senden bunu hiççç beklemezdim bari ilk yorumu sen yaz, Hiç utanmıyorsun, arkadaşın blog açtı desteğin bu mu? Dedim. İlk yorum da bu şekilde olmuş oldu.
Ve bir itiraf daha, on üyem bu şekilde arkadaşlarım oldu, ama ondan sonrası su gibi aktı ve yollunu buldu.
Ve bu bir yılda;
Eskiden olsa asla inanmayacağım, internetten tanıştığın kişilerle dost olur mu? diyeceğim bir şekilde çok güzel dostlarım oldu.

Yazılar hazırladım; Bazen bir ürün tanıtım, Bazen bir Hayat tecrübemi paylaştım, Bazen, aklım kendime çok yeter sanki de, size akıl vermeye kalktım, Bazen de duygularımı, hisleri yazdım.

Yazılarıma yorumlar gelince sesimi duyan olduğunu anlayıp mutlu oldum.
Takip edenler ise …. Özellikle ilk başlarda bir yeni takipçim olduğunda  güllll biri beni takip etmişşşş !!! Diyerek şirkette az havalara uçamamıştım. ilk başlarda çok takipçisi olan sitelere bakıp, benimde bu kadar olacak mı, 100 kişinin beni takip ettiğini düşünemiyorum derken bugün 400 küsur takipçi benim hayalimden de öte…
Bu bir yılda birçok hediyeleşme etkinliğine katıldım, hatta kendim de bir hediyeleşme etkinliği düzenledim. Çok güzel hediyelerim geldi özellikle el yapımı olanlar benim için ayrı bir önemi oldu, odamın en güzel yerindeler. Umarım benim hediyelerimde makbule geçmiştir.
Çekilişlere katıldım, hatta şeytanın bacağını kırıp kazandığımda oldu.
Çekilişler düzenledim, hediye kazananların iyi günde kullandıklarını umarak.
Blog tanıtım etkinlilerine katıldım, birçok güzel blog keşfettim, bende düzenledim bloggerlerin birbiri tanımasına vesile olmak adına.

İşte benim blogumun hikâyesi, benim blogger olmayı hikâyem kısa böyle.
Ve günahı ve sevabı ile bir yıllı böyle geçirdim.

Bugün benim blogumun doğum günü.

Tabii ben bu yolda çok yeniyim ve tabiri yerinde ise daha yemem gereken bir fırın ekmek var.
Umarım bende bir gün, tıpkı benim özediğim bloglar gibi, birilerin de bana özenerek blog açmaya karar vermesine yol açan bir blogger olurum.
Ve nice yıllarımı sizlerle geçiririm.

Bu serüvenimde beni yalnız bırakmayan ve iyi ki blog açmışım dememi sağlayan sizlere tek tek teşekkürler.Bazen karanlığımda bana öğle mumlar yaktınız ki, benim için ne ifade etiğimizi bilmeden…

İki ki doğdun soslu badem…



Wet and Wild Mega Glo Illuminating Powder…


İndirim döneminde almış olduğum bir pudraydı bu. Ama ben bu ürünü pudra olarak almadığım doğrusunu söylemek gerekirse, benim niyetim allık olarak kullanmaktı.
Renkleri karıştırarak, hatta bazen koyu renkler ile bir gece makyajı yapmak amacı ile almıştım.
Ama ürünü ancak iki kere kullanabildim.
Nedeni gelirse ürünün dokusu hiç ama hiç güzel değil.
Zaten bunu ilk kullanmamda anladım.
Allık fırçasına alırken bile uçuşan ve dağılmayan, yüzde sürerken yoğun ve eşit dağılmayan bir pudra daha doğrusu benim için allık oldu bu.
Bir kere daha kullanınca da aynı soncu alınca, yani makyajımı mahvedince ürün bendeki şansını kaybetti. Ve benim asri mezarlıma gömüldü.


Peki, siz bu pudrayı kullandınız mı?
Sizin kullanıcı yorumlarınız nasıl, memnun kaldınız mı, yoksa benim gibi mezarlığınıza mı gömdünüz mü?
Yorumlarınızı merakla bekliyorum.
Sevgiler…





Foot Doctor : Topuk Çatlak Giderici Ped



Uzun zamandır bu ürünü watsonlarda görüp merak ederdim , zaten bakım ürünlerine olan özel bir ilgim olduğunu bloğumu takip edenler bilirler , deniz sonrası ayaklarım özellikle topuklarımda bir kuruluk baş göstermeye başlayınca hazır fırsat bu fırsattır deyip ürünü aldım .



Ürünün vaat ettikleri ;
  • Topuk çatlaklarına karşı hızla etki eder
  • Yağ ve leke bırakmayan formüllü ile kolay kullanım 


Ürünün kutusundan yakarda ki resime gözüken iki adet ped çıkıyor ve bunları topuğunuza yapıştırıyorsunuz .



 Ve ayaklarınızda 12 saat bekletmeniz gerekiyor etki göstermesi için .En azından kullanım kılavuzunda bu yazıyor . 

Benim ürün hakkındaki yorumuma gelirsek ; ürün topuğa tam yapışmıyor , ben yatmadan önce uyguladım ama sabah kalktığımda ayağımdan çıkmıştı . Kuruluk konusunda da etkili olmadı . Yani pek memnun kalmadım .

Bu ürün yerinde  hem daha etkili hem komple bakım sunan Beuty Formulasın Ayak Maskesini önerebilirim . Yazısı için tık tık

Ama daha ucuz ve etkili bir yöntem için bu yazıma mutlaka bakmalısınız derim tık tık

Sevgiler

Madame Coco Rose Vücut Spreyi ...


 Bir süre önce Madame Coco Mağazasında indirimler olduğuna dair sms mesajları gelmeye başladı.Yaklaşık 10 günde bir indirim olan ürün grupları değişmekte idi. İndirim olan gruplardan biri kozmetik olunca uğramamazlık edemedim . Çünkü fiyatlar çok uygundu. En azından mağaza bir ziyareti ve küçük bir karıştırmayı hak ediyordu. 



 İşte bu indirimden aldığım bir üründü Rose Vucüt Spreyi .
Banyo sonrası kullanmayı sevdiğim ürünlerden oldu ,çok hafif bir gül kokusu var ve bir vücut spreyine göre de bu hafif koku oldukça kalıcı .
Fiyatını tam hatırlamıyorum ama 7-8 Tl gibi bir şeydi .
Sizde gül kokusunu seviyorsanız Madame Coco indirimine de rast gelirseniz tavsiye ederim .


Sevgiler...


Natura Therapy Canlandırıcı Bakım Yağı…


Yazıma nasıl başlayacağıma bir türlü karar vermedim.
Saç ürünlerine olan düşkünlüğüm, saç uzatma maceramdan bahsetmeye gerek var mı bilmiyorum?
En iyisi lafı fazla uzatmayayım ve ürünü anlatayım.
Saçlarıma zaman zaman doğal yağlar ile bakım yaparım, ama bu bakımları öğle pek sık yapamam. Nedeni ise yağları kafamda çıkarmak bana ölüm gelir. Bakım yapacağım diyerek ten yağları saçlarımdan arındırmak için daha çok yıpratıyordum gibi gelir bana.
İşte bunu bilen Tijencim bana kendi kullandığı bakım yağını önerdi, hatta önermekle kalmadı bana da bir tane alıp hediye etti.
Ve ben bu ürüne bayıldım.
Neden mi ürün çok yoğun olmasına rağmen banyoda kolayca saçtan çıkıyor.
Ve saçımı uzattı, çevremdeki herkes bunu söylüyor, bana kalırsa uzayan bir şey yok ama neyse.
Bu mevsimlerde yaşadığım saç dökülmemi de oldukça azatlı.
Saçlarım parlak ve sağlıklı bir görünüme kavuştu diyebilirim.
Artık her Pazar saçlarıma bakım yapıyorum.
Ürünün fiyatı, nerden alındığı hakkında hiçbir fikrim yok.
Sadece bildiğimiz kozmetik mağazalarında ben hiç görmedim, Tijen muhtemelen bunu internetten almıştır diye düşünmekteyim.

Ürün tanıtımında yazanlara tamamen katılarak sizlerle paylaşıyorum.
Saç büyümesini ve gelişmesini sağlayan Natura Therapy saç bakım yağı, kepeklenme, pullanma ve kaşınmaya durdurarak kuru, yıpranmış ve hasar görmüş olan saçınızı canlandırır ve yeniden yapılandırır.
Botanik yağların , A, D ve E vitaminlerinin ve saf bitkisel özlerin özel bir harmanıdır.
Saç derisini ve saç tellerin besleyerek hasar görmüş saçı güçlendirir ve onarır.
Natura Therapy  saç bakım yağı çok hafiftir.
Boyalı ve yıpranış saçlar dahil tüm saç tiplerinde kullanıma uygundur.

Kullanım Şekli
Doğrudan saça ve saç diplerine masaj yaparak uygulayınız. Uyguladıktan sonra saça bone takarak 15-30 dakika kadar bekletiniz. Daha sonra saçı durulayınız.
Sıklıkla kullanmakta bir zarar yoktur.

Sevgiler…

Kutlamalar Başlasın; Soslu Badem İki Yaşına Giriyor Çekilişi… KAPANDI....

 Blogumu ilk açtığımdaki heyecanı, ilkyazımın nasıl olduğu kaygısını, ilk yorumuma cevap verirken beni okuyan birileri olduğunu hissetmenin güzelliğini varmış duygusu bende hala taze.
Ama bunların üzerinden geçeli iki sene olacak nereyse.
Yapabilir miyim acabayla başlayan bu macera nereye kadar süreceğini bilmesem de iki senesini doldurmak üzere.
Ve ben bunu küçük bir çekilişle kutlamak istiyorum.
Çekilişe katılmak için çok fazla şart koymadım, amacım bu mutluluğu ne kadar çok kişi ile paylaşmak olduğundan.
İki asil şartım var biri beni GFC’ den takip etmeniz, diğeri de bu duyuruyu herhangi bir sosyal medya hesabından paylaşmanız.
Takipçi adını, paylaşım linkini ve çekiliş sonucunu da kazanan olduğunuza malinize bir Tebrikler… Mesajı gelmesini istiyorsanız mailinizi bırakmayı unutmuyoruz tabi ki.
 Gelelim Ek Haklara;
Facebook sayfamı beğenmeniz +3 ek hak
Eğer bir bloğunuz varsa; blog sayfanızda bu çekilişi resim ile birlikte duyurur ve link olarak bloğumu bağlarsanız +5 hak


Çekiliş Rondom.org üzerinden yapılacaktır.
Kargo ücreti tarafıma aittir.
Yalnız yurt dışına gönderim yapamıyorum.
Son katılım tarihi:17.05.2016
Kazananı 21.05.2016’da açıklayacağım, yani blog doğum gününde.
O zaman kutlamalar başlasın diyerekten, herkese bol şans …

Dalan D’Olive Zeytinyağlı Yoğun Bakım Kremi…

 

El kuruluğu benim daimi sorunumdur, yaz kış fark etmez. Kışın biraz daha fazla olur o kadar.
Bu sebeple yanımda daima bir el kremi olur. El kremim bitince hemen yenisini alırım, yoksa ellerim deki deri pul pul dökülmeye başlar. 
O yüzden bir krem bittiğinde diğerini hemen alırım.
Alışveriş yaptığım dönem ay sonu olduğu için el kremi tercihimde fiyatı uygun ama yoğun nemlendirme özelliği olan bir el kremi almak istediğimde tercihim Dalan D’Olive Zeytinyağlı Yoğun Bakım Kremi oldu.
Ve iyiki de oldu.
Ürün oldukça yoğun, az bir miktar bile bana yetiyor.
Kokusunu da sevdim.
Fiyatı da uygun.
Boyutu da çantamda taşımaya uygun.
Yani tüm beklentilerimi karşıladı.
Ürün paraben de içermiyor bu arada.
1.250 Tl olan bu el kremi benim şimdiki çantamın vazgeçilmezi.
Eğer sizde benim gibi el kuruluğundan şikayetçi iseniz, el kremi çantanızın vazgeçilmezi ise, ve de uygun bir ürün arıyorsanız bu ürüne bir şans vermenizi öneririm.

Ürün tanıtımında yazanları da paylaşarak bu yazıyı sonlandıralım, ne dersiniz?
Kolay yayılan, yoğunlaştırılmış formülü ile kur ciltlere anında yumuşaklık ve esneklik kazandırır.
İçerinde bulunan zeytinyağı ile cildinizi besler, nemlendirir ve canlandırır.
Dermatolojik olarak test edilmiş, onaylanmış ve hassas ciltlerde kulanım için uygudur.
70 yıllık % 100 zeytinyağlı sabun tecrübemizle ve Dalan kalitesiyle formüle edilmiştir.

Sevgiler...


Acil manükür / pedikür ihtiyacınız olduğunda ...


Akşam normal  bir rutinde eve gittiniz ve oturuyorsunuz hatta ve giderken maniküre gitmem lazım ,  aman boş ver hafta sonu giderim çok yorgunum dediniz  , ve sonra akşam pat bir telefon  veya mail yarın sabah  çok önemli bir işiniz /  randevunuz çıktı ama ellerin / ayakların hali berbat peki ne yapacaksınız ? Bu saate kuaförü mü açtıracaksınız ?

Peki napacam ben ?





Eğer el ve ayaklarınızın acil maniküre veya pediküre ihtiyacı varsa ve sizin bunu yaptıracak zamanınız yoksa
siz müthiş bir pratik bir önerim olacak . Tabii  bunu yapmanız için evde viks kreminizin olması lazım aynı etkiyi bepanten kremin de yaptığını söyleselerse ben bepantenden çok memnun kalmadım ama yine de aklınızın bir köşesin de bulunsun .
Sağlık


Akşam yatmadan Viksi elinize/ayağınıza sürüyorsunuz eğer ayağınıza sürerseniz çorap giymeyi unutmayın , elinize sürdüğünüzde ise el yüzeyi kremi  daha kolay çektiği için yatmadan biraz önce sürdüğünüzde yatağa rahatlıkla girebilirsiniz ...

Ve sabah olduğunda elinizin / ayağınızın haline inanamayacaksınız , sanki yeni manikür / pedikürden çıkmış gibi ...



Reve De Varens Eau De Parfüm…


Parfüm tanıtımı yapmayı pek becermesem de, çünkü koku çok şahsi bir konu olduğunu düşünüyorum, ama beğendiğim bir kokuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Denemenizi önererek. Belki seversiniz diyerek.
Belki bu kokuyu çoğunuz biliyorsunuz ve de kullanmışsınızdır.
Ben bu mart ayında ilk defa satın alıp kullandım.
Hafif şekerli bir koku.
Şekerli kokuları çok sevmesem de, bu parfümdeki yoğunluğu beni rahatsız etmedi.
Günlük kullanım için benim çok hoşuma gitti.

Kalıcılığı ithal parfümler kadar olmasa da kendi segmenti için oldukça iyi idi.
Ve kullandığımda çok kişi parfümümü sordu.
Bu bahar günlerinde severek kullandığım bu parfümü size de öneririm.

Ürün resmi olarak bitmiş parfüm şişesini koydum, çünkü alırken ve kullandığım süre boyunca fotoğrafını çekmek hiç aklıma gelmedi.
Kusuruma bakmayacağınızı umuyorum.
Hayatınızdaki şekerli günlerin hiç bitmemesi dileği ile,
Sevgiler…

New Well Scandal Big Eyes Rimel…


Ürüne geçmeden önce, daha önce aldığım bir karardan bahsetmek istiyorum.
Başka blogger arkadaşlarım rimel tanıtım yazılarında rimelli sürdükten sonra kirpiklerinin resimleri de koyular, ürünün etkisini göstermek adına.
Ve bende bu yazıları ilgiyle okuyorum, kullanım sonuçlarını da oldukça faydalanıyorum, bir daha ki rimel alışverişlerimde.
Bende daha önce birçok kereler rimel yazısı yazmama karşın hiç kirpiklerimde ki duruşunun resmini koymamıştım.
Ama yeni aldığım bir karar ile bende resim koymam lazım artık, yazıyı tamamlıyor demiştim, ilk rimel yazımda…
Diyeceksiniz bu kadar anlatın ama kirpiklerinin resmini biz bu yazının hiçbir yerinde göremiyoruz, amacın ne Soslu Badem?


New Well Scandal Big Eyes Rimel o kadar kötü bir rimel ki, ne kirpiklerime sürmeye, nede fotoğraf çekip bunu paylaşmaya değmez…
Benim kirpiklerim koyu siyah ve gürdür.
O sebeple hemen hemen her rimel bana olur, istediğim volümü alamasam da ( koyu göz makyajı yaptığımda ok gibi kirpik isterim ben ),çöpe attığım bir rimel olmaz. Günlük kullanım, çift kat sürüm vb derken mutlaka kullanırım ve rimeli bittiririm.
Ama bu rimel benim tarihimde bir ilk olacak, bu yazı yazıldıktan sonra direkt çöpe.
Rimeli kısaca anlatayım, sürdüğümde hiç belli olmadı, sürüp sürmemek arasında hiçbir farkı yok.
Ne bir siyahlık nede ekstra bir kıvırma.
Hiçbir etkisi yok.
Siz siz olun bu rimelden uzak durun.
Bu arada rimal görüş olarak ve de isim olarak başka bir markanın ürününe benzese de hiç ama hiç alakası yok.

Gitti paracıklarım diyerek, yazımı bitiriyorum.

Sevgiler…

Krauterhof Anti-Cellulite Jel :Her yaz ki bikini sendromuma bulduğum çözüm


Yazın yaklaştığı, bikini ve mayoların hazırlanmaya başlandığı bu günlerde size harika bir ürün tanıtacağım .Bugüne kadar kilo aldığım dönemlerde selülit problemi yaşadım ve buna bağlı olarak lencome claris gibi çeşitli markaların ürünlerini kullandım verdiğim fiyata göre pek de memnun kalmıştım bu ürünlerden
Günlerden bir gün watsonda dolaşırken bu ürünü gördüm elime alıp incelemeye başladığımda yanıma satış görevlisi geldi ürünün oldukça güzel bir ürün olduğunu anlatmaya başladı ben daha önce  bu markayı hiç duymamıştım o sebeple biraz tereddüt ile yaklaştım ürünün alman markası olduğunu öğrendiğimde denemeye kara verdim  ( ki neden se bende Almanların kötü bir ürünleri olmayacak izlenimi vardır )Tabi fiyatının da uygun olması etken olmadı değil ( yanılmıyorsam 30 Tl civarıydı bu iş için dünya kadar para verdim 30 Tl ile batmam dedim )
 
Yalnız satıcının dediği ürünün yakma özelliği olması ve az sürmem gerektiği idi. Tabii ben daha çok işe yarasın diye sanki görevli bunu dememiş gibi tam tersini yaptım veeee aman Allahım müthiş yakıcı bir krem sanki bacaklarınızdan alevler fışkırıyor.Sakın siz benim yaptığım hataya düşmeyin ve az sürün.


Ürün Etilerine gelince selülütelerim de gözle görülür bir azalma ve cildimde sıkılaşma oldu tabii kremin yanında spor yaptığımı da belirtmek isterim.Fiyatı da bu tarz ürünlerin yanında oldukça makul kalıyor bence 
   

Ürün arkasında yazan kullanım talimatında; Akşamları istenilen cilt bölümlerine sürülür ve hafifçe masaj yapılır. Uygulama esnasında 15-30 dakika arasında değişen bir ısınma etkisi görülecektir. Bu ısınma etkisi, etken maddelerin aktivasyonundan kaynaklanmaktadır, cilt tipine ve uygulama dozuna göre değişebilir. Göz, mukoza ve açık yaralar ile temasından kaçınılmalıdır. Uygulamadan sonra eller yıkanmalıdır.
 
Gönül isterdi ki öncesi ve sonrası koyayım ama toplumuzun buna hazır olduğunu sanmıyorum


Balm Shelter Lipgloss…


Genel olarak Balm ürünlerini çok severim hele allıkları benim vazgeçilmezimdir.
Benim gibi allık sürmeyi sevmeyen birin bile Hot Mama’yı severek kullanıyorsa, bende bu üründe bir şey var.
Ve genellikle her indirim döneminde markanın bir ürününü alırım.
İşte böyle bir alışverişte, yani indirimli bir alışverişte, bu sefer lipglooglarını deneyim diyerek aldığım bir üründü bu.
Ürünün denem için olanı yoktu, yani denemeden aldım. Ambalajdaki renge bayılarak.
Ve benim için tam bir hayal kırıklığı oldu, ilk sürdüğüm an.
Ambalajda bir renk vardı en azından, dudağıma sürdüğümde ise renksiz sadece bir parlaklık veren bir lipgloss çıktı.
Kalıcılığı da pek olmayan bir parlatıcı.


Soluk beyaz tenim ve oldukça koyu olan damarlarımın arasındaki parlaklık bu ruj.
Dediğim gibi ambalajından görünen renk ile alakası yok değil mi?
Daha ziyade şeffaf parlatıcı gibi.


Genel olarak Balm ürünlerini sevip oldukça memnun kalsam da bu ürün bu kategori de olmadı benim için maalesef…

Peki, siz bu ürünü kullandınız mı?
Sizin yorumunuz nasıl peki, benimle paylaşır mısınız?
Şimdide teşekkür ederek, en içten sevgilerimi yolluyorum tüm okuyucularıma…

Bu Blogda Ara

Soslu Badem'e Ulaşın...

Ad

E-posta *

Mesaj *